10 Aralık 2018 Pazartesi
Ana Sayfa Haberler Dokümanlar Videolar Ulaşım


21 Mayıs 2005 Panel özet


10 Mayıs 2016

Validebağ Gönüllüleri Derneği 21 Mayıs 2005 tarihinde Validebağ koruluğu’nun geleceği hakkında konunun taraflarının fikirlerini dile getirdiği bir panel düzenledi. Avrupa Birliği Türkiye Komisyonu’nca desteklenen proje kapsamında düzenlenen paneldeki konuşmaları özetleyerek bültenimizde yayınlıyoruz. Paneldeki konuşmaların tam metnini Proje kapsamında yayınlanacak kitapta ve www.validebag.org sitesinde bulabilirsiniz. Davetli olmasına ragmen İstanbul Büyükşehir Belediyesi panele katılmadı.

 

Latif Şimşek: Validebağ Koruluğu’nu geçmişten devraldık, geleceğe ne şekilde devredeceğimiz konusunda tarafların tartışmasını istedik. Bu toplantıdan muradımız budur. 

Kullanan Milli Eğitim Müdürlüğü, imarı yapan Belediye, kent düzenlenmesi konusunda çalışmaları olan Mimarlar Odası, Üniversiteler ve mahallede yaşayan insanların temsilcileri birlikte tartışsınlar istedik. Toplantıya B. Şehir Belediyesi zannediyoruz katılmayacak. Oysa en büyük sorumlu orası. En önemli görev onlar üzerinde, İmar planlarını onlar yapıyor. Koruluğun imar planını yapıp Anıtlar Kurulu’na göndermekte yasa gereği 1.derecede sorumlular. İlk gönderdikleri plan Anıtlar Kurulu’ndan geri döndü. B.Şehir tekrar hazırlayıp göndermek durumunda ama halen bunu yapmış değil. Sözü öncelikle mahallede yaşayanların temsilcisi olarak toplantımıza katılan Turgay Bey’e vermek istiyorum. Konunun gelmişini geçmişini biraz anlatırsa konuşacağımız konulara bir zemin oluşturur diye düşünüyorum.

Turgay Kurultay (Validebağ Gönüllüleri): Altunizade’de oturuyorum ve 10 yıldan beri Validebağ gönüllülerinin, inisiyatif  çalışmalarının içinde yer aldım. Aslında Validebağ merkezde duran konu. Biz meseleye hem yeşil alanlar, hem çevre olarak bakıyoruz, iyi bir çevrede yaşamak istiyoruz. Bütün zorlukların farkında olarak bu çalışmaların içindeyiz. Validebağ sadece mahallemiz için değil, bütün Anadolu yakası için, bütün İstanbul için, hatta bütün Türkiye için özel önemi olan bir alan. Sorunlar nerede düğümleniyor, neden gereken adımı atamıyoruz, niye sorunu çözemiyoruz buna ilişkin hem Validebağ Gönüllüleri adına hem de mahalleli adına onların bakışına biraz tercüman olmaya çalışacağım. Konuyu özetlemek çok zor. Bir dolu dökümanlarımız var, internet sitemizde bilgiler var. 10 yıldan beri süren bir çalışmadan söz ediyoruz. Biraz şöyle genel bakıp, on yıldan beri biz ne yapıyoruz diye sorduğumuzda kendimize. Biz engelliyoruz. 10 yıldan beri engelliyoruz. Validebağ Gönüllüleri ne yapar? Engeller. Tuhaf bir şey engellediğimiz şey aslında yasalarda emredilen şeylerin yapılmamasıyla ilgili. Yasalar eğer uygulanmış olsaydı bugüne kadar Validebağ Gönüllüleri’ne ihtiyaç olmayacaktı. Bu çarpıklığı burada dile getirip tartışmamız gerekiyor. Bunun ilgilileri de uzmanları da buradalar, ortak aklı bulmamız gerekiyor. Biz başından beri diyalogdan yana olduk. Öncelikle ilgililer, yetkililerle görüşmeye çalıştık ama hepimizin bildiği Türkiye’de işler hep olması gerekenden farklı yürüyor, en sonunda iş başa düşüyor, çizmelerinizi giyiyorsunuz, yapılan kaçak işleri, yasa dışı işleri engellemek için cengaverlik yapmak durumunda kalıyorsunuz. Enerjimiz hep engellemeye gidiyor. Tek tek bugüne kadar bütün ilgililerle görüşmüşüzdür. Bir masa etrafında bütün ilgilileri bir araya getirip ortak aklı oluşturma işini bu güne kadar yapamadık. Bunun nedeni böyle bir irade oluşmadı. Biz mahalle halkı olarak böyle bir iradenin oluşmasını istiyoruz. Farklı görüşler, farklı bakış açıları, farklı çıkarlar var elbette. Fakat ortak çözüm bulmak zorundayız. 1. dereceden tarihi ve doğal bir sit alanından söz ediyoruz. Sürekli bir yıl geçmiyor ki  ciddi bir müdahale olmasın. Oranın bir kullanıcısı var Milli Eğitim. Tahsisli. Oranın bir müdürü var. Oysa orada kazı yapan ya belediye ya ihale almış bir müteahhit olarak karşımıza çıkıyor.

Yeşil alanlarla ilgili biz özel bir çalışmada yürütüyoruz, bir proje çalışması. Bölgedeki yeşil alanları birbiriyle ilişkili olarak ve farklı yönlerini değerlendirerek nasıl kullanacağımız ve koruyacağımızla ilgili bir yaklaşım geliştirmek için. Halkın benimsediği, sahiplendiği, sürdürülebilir bir yaklaşım geliştirmek. Validebağ ve komşu iki parselde bir çalışma içerisindeyiz. Validebağ’ın hemen batı tarafında Atunizade Koruluğu var, her yıl şenliklerimizi yaptığımız alan 28 dönümden fazla. Marmara Üniversitesine devredildi. Diğeri Validebağ arazisine komşu kuzey doğu tarafında Üçemin işgal ettiği  18 dönümlük bir yeşil alan. Validebağ 350 dönüm, devasa bir alan. İstanbul için en büyük yeşil alanlardan birisi. Bunların her birinin kendine has özellikleri var. Biz bunları ortaya çıkaralım dedik. Altunizade Korusu MÜ satıldıktan sonra otopark yapma girişimi engellendi ve orası da sit alanı ilan edildi. Üçem’in işgal ettiği alan işgal ettiği cümlesini çok rahatlıkla söylüyorum çünkü mahkeme kararları var. Yargıtay kararıyla oranın işgal edildiği tescillenmiş durumda. Alan üzerinde yine usülsuz olarak yapılaşmalar var. Orası sosyal donatı alanıdır. Kamuya açılması, mahalleliye açılması gerekiyor. Komşu sitelerde oturanlar oradan yararlanabilsin istiyoruz. Altunizade Koruluğu sit alanı. Sit alanının bütün gereklerinin uygulanmasını istiyoruz. Mahallelinin topluca, sosyal kültürel etkinliklerini yapabileceği bir alan olsun istiyoruz. Validebağ ise çok daha özel kendine özgü bütünlüğü olan bir alan. Oranın doğal halinin korunmasını istiyoruz. Koruma amaçlı bir planın yapılması gerekiyor. Bu da yasaların gereği B.Şehir Belediyesinin yapması gereken bir görev. Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı planı olumlu olarak değerlendirdik ama yetersiz bulduk. Planda vizyon eksikliği vardı. O tarafı da bu tarafı da memnun eden bir ara yol bulunmaya çalışılmıştı. Validebağı bugünkü varlığıyla ve gelecekte ne olabileceğini düşündüğümüz zaman canım işte bir yeşil alanım var. Hep daha ileriye dönük bir düşünce peşinde, bir hayal peşindeydik. Bunun artık hayal olmadığını düşünüyorum. Konunun uzmanları bunun hiç te hayal olmadığını söylemekteler. Yurtdışı örnekleri var. Bugün dünyada çağdaş şehircilik denildiği zaman kentin doğayla iç içeliği anlaşılıyor. Şu anda dört mahalleden söz ediyoruz, 80-90 bin insan yaşıyor ve bu insanların büyük bir çoğunluğu böyle bir çözümden yana. Geçen ay bu salonda yaptığımız forumda bu irade net bir biçimde ortaya kondu. Herkes buradayken biz sadece ihlaller ve ihlali engelleyenler değil, ortak çözüm üretmek isteriz.

Latif Şimşek:Milli Eğitim ne düşünüyor. Nasıl bir kullanıcı?. Bu konuda fikirlerinizi almak istiyoruz.

Mesut Özkaya (M.E. Müdürlüğü): Değerli konuklar, sevgili arkadaşlar, sayın yönetici arkadaşımızın söylediği gibi Bütün kamusal alanlar hazinenindir. Validabağ Hazinenin Milli Eğitim Bakanlığına devrettiği alanlardan birisidir. Biz kullanım hakkına sahibiz. Oraya bir şeyler yapılıyor deniyor. Hayır oraya hiçbir şey yapılmıyor. Ağaç dikiyoruz şiddetle karşılaşıyoruz, düzenleme yapıyoruz şiddetle karşılaşıyoruz. Ağaç dikiyoruz suç, dikmiyoruz suç. Vatandaş gelip diyor ki "burayı çöp kaplamış". Atmayın, hayır atıyorlar. Böyle bir şey olmaz. Sürekli bu mahallede o yapıldı, bu yapıldı. Bir şey yapıldığı yok. Ağaçları gelişi güzel buduyorsunuz. Hayır öyle değil park ve bahçeler müdürlüğü budamayı yapıyor. O izci evinin yeri ahırdı.  Bakımsız virane, tabanı akan. Göz göre göre orası çürüsün mü?. Orası size ait, halka ait, sizin kullanımınıza açık, müzeyi o hale getirdik. Suluyorsun sulama, sulamıyorsun sula. Ben geldiğimden beri  izci evi vardı. Hastanenin oradan arkadaşlarımız demir yapmışlar, o demirleri söküp götürüp satmışlar. Gelin o zaman hep beraber sahip çıkalım. Oraya Milli Eğitim Müdürlüğü olarak herhangi bir tesis yapmamız söz konusu değil. Bundan emin olabilirsiniz.

Latif Şimşek: Birlikte yapalım teklifi bizim için çok önemli. Konunun tarafları hep birlikte oturup tartışalım. Validebağının mahalleli için önemi ne? Bir kent bilimcisi olarak neler düşünüyorsunuz?

Aysel Can Ekşi (Mimarlar Odası): Buradaki tüm katılımcılar, davetliler  yaşadıkları kente sahip çıkmak üzere buradalar. Dolayısıyla tartışmalarda fark edilmeyen şey, kentin sosyal ve politik bir yapılanma olduğu. Kent çoğunlukla bir çabanın bir çalışmanın tarafıdır. Bu nedenle sosyal hareketlerin, bir şehrin şekillenmesinde rolü çok büyüktür öncelikle bunun fark edilmesi lazım. Milli Eğitim’den katılan arkadaşıma söylemek isterim, neden bu insanlar verilen bilgilere güvenmiyorlar? Neden hep bir kuşku içindeler? Çünkü bunun bir evveliyatı var. Validebağ Gönüllüleri korudukları alanın sürekli bir inşaat halinde olduğunu görüyorlar. Sonuç olarak yaşadığınız yerle ilgili imar planları, eğer yapılaşmaya açılacaksa kent halkıyla paylaşılmıyor. Yaşayanlar olarak o kentin sahipleri olarak bilgi eksiğimiz var. Belediyeye gittiğimizde aldığımız bilgiler ne kadar  yeterli ya da ne kadar paylaşılabiliyor. Bu güvensizliğin anlaşılması lazım. Anayasanın 23 mad. der ki "Devlet sağlık hakkı ve düzenli kentleştirmeyi gerçekleştirmekle, kamu alanlarını korumakla yükümlü. Zaten bunu tartışmıyoruz. Biz de korumak için buradayız. 44. Md. Toprak erezyonunun önlenmesi…45 Madde Tarım topraklarının amaç dışı kullanımın önlenmesi yine devletin yükümlülüğündedir. 169 Md. Ormanlık alanların korunması ve geliştirilmesi yine devletin görevi. 56 md. Herkes dengeli ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkına sahip. 60 md. Çok önemlidir. Devlet tarih kültür ve doğa varlıklarının, değerlerininin korunmasını sağlar bu amaçla destekleyici ve özendirici önlemler alır. Buradan yola çıkarak Üsküdar’ın şu andaki yapılanmasına baktığımızda elimizdeki tek en büyük parkımız Validebağ Korusu. Olduğu gibi korunmalı. Olduğu gibi korunmanın ne olduğunu bilmiyoruz. Kentimizi tanımıyoruz. Üsküdarın tarihi güzelliklerini bilmiyoruz. Tarihini bilmeyen bir kentin yaşayanı o kente nasıl sahip çıkabilir? Yeşil dokunun olduğu yerlerde hepimiz biliyoruz ki insanların psikolojik rahatlaması vardır. Huzur bulma imkanı vardır. Önce bunun kendi içinde anlaşılabilir olması lazım. Sürdürülemeyen bir yaşamda mutlaka doğal felaketler olmuştur, güvensiz yerler olmuştur, kaynak kıtlığı ve adaletsiz dağılım olmuştur. Kentsel dönüşüm denen bir şeyden bahsediliyor. Boş alanların imara açılmasına bile kentsel dönüşüm deniliyor. Halbuki orada yaşayan insanların yaşamlarının hem fiziki yönden hem kent ölçeğinde daha sağlıklı ve yaşanabilir ölçekte yapılması gerekenler yapıldığı zaman gerek ekonomik anlamda, gerek daha kaliteli yaşam anlamında, yeşil alanlar ve kamusal alanlar artırıldığı zaman orada siz yaşamı yaşanabilir hale getirebilir ve dönüştürebilirsiniz. Ama siz yaşamı alıp Üsküdar’ın başka bir mahallesine taşıyarak sağlıklı bir yaşamın dönüşmesi ya da kentin dönüşmesi olamıyor. İnsanların bulunduğu yerde yaşamını dönüştürerek iyileştirmek gerekiyor.

Latif Şimşek: Üniversitelerimizden bir bilim adamına söz vermek istiyorum. Korumaktan ne anlıyoruz? Doğayı denge içinde korumak mı, her tarafı aydınlata biliriz, üçer beşer katlı evler yapabiliriz. Yaptığımız zaman ne olacak? Orada 28 tane kuş türü yaşıyor. Onlar öldüğü zaman denge kalır mı? Orda bir dere vardı. Lağımla dolunca rogar çukurunun içine aldılar, sonra ne oldu, ordaki küçük böcekler yok oldu, leylekler gelmez oldu. Leylek ne yer solucan yer kurbağa yer. Son aydınlatma hikayesine gelirsek,  medeniyet düşmanı gibi gösteriliyoruz, yapılan her şeye karşı çıkıyor bunlar deniliyor. Orada yapılan aydınlatma baykuşları yok edecek. Baykuşlar ne yer, fare yer, kemirgen yer. Kendi aralarında bir denge var. Bizim her müdahalemiz o dengeyi bozar.

Uçkun Geray (Ormancılık Uzmanı): M.E. gelen arkadaşın sizlerden korkuyoruz demesinden mutlu oldum. Demek bir baskı kurulmuş bazı kurum ve kuruluşlar üstünde. Bize burayı bırakanlar son derece önemli bir iş yapmışlar sonra gelenler de yapılaşma izni vermemişler. Buranın bize böyle ulaşmasını sağlayan kim varsa saygıyla anıp haklarını teslim etmek zorundayız. İstanbul saldırı altında. Sivil toplum örgütlerin danışmanlığını yapıyorum, bu etik bir görev, bunu bilelim. Öğrencilerimin yapmış olduğu ağaçlarla ilgili, kuşlarla ilgili raporlar var. 1. Derecede doğal sit nedir diye bakıyorum. 1. Derecede doğal sit  kamu yararı açısından mutlaka korunması gerekir. Halkımızın işe yaramıyor, alan gözüyle bakmasına da karşı çıkmak lazım, kullanırken korumayı öğrenmek lazım. Ahalinin yaşamının içinde bir yeri olması lazım Validabağ Koruluğu’nun. Ben sukunete varırım oraya gittiğimde, dinlenirim, çocuğumu gönderirim, sağlığıma kavuşurum gibi. Yani hepimizin Validebağ’la ilgili bir hatırası olmalıdır. Bunu sağlamadan korunması mümkün değil. Bunu bir plana bağlamak lazım tabii. Koruma amaçlı planlar yapılması lazım. Hangi hususlar yapılacak, hangi hususlar yapılmayacak bugün konuşacak mesele değil. Şunu tavsiye edebilirim. Bir zamanlar Belgrad Ormanı’nda yapmaya çalıştık olmadı bir ekoloji okulu, bir çevre okulu olabilir. Gençlerle doğa arasında irtibatı kuracak bir yer olabilir. En önemli taraf bizim yaşımızdakilerin değil gençlerimizin ilişkisini canlı tutmak lazım. Doğayla ilişki kurmak, çıkarsız ilişki demektir. Örgütlülük son derece önemli, sizin inisiyatifiniz var, derneğiniz var, bütün yıkıcı faaliyetlere karşı koyabilirsiniz, pankartlar alıp kapılara dayanırsanız kimse istediğiniz dışında bir şey yapamaz, yeter ki hep heyecanı canlı tutun. AB’ye girmenin yararlarından biri toplu gösteri hakkı.

Hükümetler, belediyeler ne yapar? Sit alanlarında yapılaşmaya izin vermek üzere TBMM’ye bir kanun teklifi verildi. Buna karşı bir mücadele yürütüldü ve bu madde tasarıdan çekildi. Ne yapmak istiyorlardı?. 1. derecede sit alanlarında yapılaşmaya izin vermek istiyorlardı. Orada arsası bulunanların hakkı yeniyormuş. Toplumun hakkını boş verin ordaki arsa sahibinin hakkı önemli olan. Neden geri çektiler. Çünkü Türkiye çapında sağlam bir karış duruş yaşandı. Ormanları satacaklardı. Onlarla ilgili de büyük bir karşı çıkış yaşandı. Görüşlerimiz var modelimiz var, bu karşı duruşlar dikkate alınmak zorunda kaldı.

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu var. Bu kanun değiştirilecek büyük bir ihtimalle. Endişeliyiz bu konuda. Kültür ayrı tabiat ayrı bir kuruma verilebilecek. Kültür ve tabiat varlıkları üst kurulları da tanımlanacak, bu tanımlar tekrardar yazılacak demektir. Bu Validebağ sit alanı bir gün gelir 2. derecede sit alanı olabilir. Onun için hükümetleri de yakından takip edin ne yapıyorlar bakın.

Yerel yönetimleri izleyin. Yerellik artık moda halinde herkes tarafından övülüyor. Yerele yetki verilsin deniyor ama belediyeler rüştünü ispat edememiş kurumlar. Bugün bir belediye aslı olmayan 1/25 binlik ve 1/50 binlik planlarla ruhsat verip ev yaptırmıştır ve hala yaptırıyor. Kendisine yakın bir havzayı kirletiyor, talan ediyor. Hakkında suç duyurusu var ilgilenen yok. Mahkemeye verilmesi için izin yok, inşaatlar bitiyor. Koç Üniversitesi orman içinde haksız biçimde yapıldı. Şu anda gecekondu üniversitesi, binalar şahane ama kaçak sonuçta.

Yargı meselesine gelince bu da kanayan bir yara. Yargı hızlı çalışıyor mu?, çalışmıyor mu? Burada da pek çok faktör var. Bir çok doğa saldırganı bu yavaşlıktan haberdar, yükseltiyor binaları ondan sonra da fiili durum yaratmış oluyor, yasa arkasından karar veriyor ama sonuç alınamıyor. Belediyeye de inanmayacaksınız. Bütün bunların sonucu kente karşı işlenmiş suç çok var, onun için sadece belediyeyi, sadece hükümeti değil. Buradaki en önemli sorun koruma amaçlı imar planının bir an önce yapılması, başka çaresi yok. Çünkü koruma alanları ile kültür alanlarının korunması ile ilgili tanım değişecek olursa ve bunların üst kurumları ayrılırsa siz bu durumda şimdiden koruma amaçlı bir imar planı yaptırmanız lazım. Para yok tabii biliyorum o zaman da ben bir iyi niyet arıyorum. Belediyemize başvurmak suretiyle, biz de geliriz, konunun uzmanlarıyla koruma kurulunun kabulüne şayan bir plan yapsın, belediye bunun için hayır diyemez elinde parası var, uzmanı var, onun için tehlikeden uzaklaşmanın biricik yolu buraya bir an evvel çevre koruma amaçlı nazım plan yapmak gerektir. O taktirde kuruldaki değişiklik sizi daha geç zarara sokar ya da hiç sokmaz.

Latif Şimşek: Teşekkürler. Sözü Üsküdar Belediye başkanına veriyorum.

Mehmet Çakır(Üsküdar Belediye Baş.): Çok güzel bir sivil toplum hareketi. Biz belediye olarak yapılacak işleri sivil toplum örgütleriyle birlikte yapacağız. Tek başına yapmak niyetinde değiliz. Kimse elini taşın altına koymaktan çekinmesin, destek versin, karşı fikir söylesin başımızın tacıdır. Her tür fikre açığız. İlle de bizim dediğimiz doğrudur, biz yaparsak olur böyle bir düşüncede değiliz. Validebağ Korusu Altunizade’de özellikle beni de ilgilendiriyor. Ben de 1985’ten beri Altunizade’de oturuyorum. Ama geçen gün eve gittiğimde hanım dedi ki "Validebağ Koruluğu’nda ne yapıyorsunuz? Orada bazı vatandaşlarımız yapılan faaliyetleri tarumar ettiler. Bir yandaşına peşkeş çekiyormuş. Demek ki insanlar böyle fikirlerle dolduruluyor. Toplumsal faaliyetlerin çoğu bu tür kıvılcım hadiselerle, nahoş, istenmeyen yönlere çekiliyor. Şimdi ben değerli konuşmacılara özellikle Aysel hanıma ve hocama teşekkür ediyorum. Güzel bir tablo çizdiler. On yıldır engelliyoruz. Böyle bir kelime kullanıldığı için söylüyorum. Güzel bir şey mi engellemek? (İzleyicilerden müdahale.) Validebağ ne durumda? Acaba şunları görüyor musunuz? Arkadaşlarımız eksik olmasınlar çalışmışlar, bir kere ben şunları sizlere okuyayım, İçerisinde Öğretmenler hastanesi, Ögretmen Evi, İzci Evi, Kız Sağlık Meslek Lisesi, Huzurevi, Haydarpaşa Lisesi gibi birimler var. Tarihsel nitelikli sağlık ve eğitim kurumlarımız var. Aynı zamanda anıt ağaçlarımız var. Bu ağaçlarımız tescillenmeyi bekliyor, buradaki ağaçları mutlaka tescillememiz lazım. Bu konuda Belediyemizin çıkarttığı bir kitap var. Gençleştirme yapmak lazım, budamak lazım, bakım yapmak lazım ve mutlak surette kuruyan dalları kesmemiz lazım. Göçmen kuşlardan bahsediliyor. Göçmen kuşların geçtiği güzergahlardan birisi de bizim Validebağ Korumuzdur. Şehrin nefes alması için ender alanlardan bir tanesidir. Burada gelişi güzel piknik alanlarımız var. Adam geliyor çilingir sofrasını kuruyor, her türlü alemi yapmakta, çöpler her yerde, ahlak dışı bazı olaylar yaşanıyor, ben erkek olarak ordan geçmeye korkuyorum, 3-4 yıl tenis kortunda tenis oynadım, dönerken korkuyorsunuz, her yer karanlık. Öğrencilere yönelik taciz olayları var. Biz rüştünü isbat etmiş belediyeleriz. Üniversitelerimizin durumu belli. (Tartışma) Bir belediye yanlış yapabilir tüm belediyeleri aynı kefeye koymak doğru olmaz. Ben yanlış yapıyorsam beni her zeminde eleştirin bundan hoşnut olurum. Her şeyin doğrusunu yaparım iddiasında olan biri değilim. Benim de akla, sivil toplum örgütlerine, sizin fikirlerinize ihtiyacım var. Her şeyi bilmek durumunda değilim, bilemeyebilirim. Sizler olmazsanız biz doğrumuzu nasıl bulacağız? Siz ihtar etmezseniz üç beş tane yağcı etrafımıza üşüşür, başkan doğru yaptın, yaşa başkan, iyi başkan, biz de havalarda uçar doğru fikirleri kaçırırız. Ben o nedenle size müteşekkirim. Validebağ konusunda ve diğer alanlarla ilgili olmak üzere Milli Eğitim Müdürü ile görüştük, hazinenin başı olan bakanla da görüştük, taleplerimiz oldu. Hatta şunu duyduk üzüldüm ben buna belediye burada mekan yapacak yandaşlarına peşkeş çekecek. Peşkeş çekenin Allah belasını versin. Ben geldim geleli kamu arazilerini işgal eden kim varsa onlara karşı mücadele başlattım. Kamunun malı kamunundur. O bakımdan yine bu Validebağ Korusu’yla ilgili her türlü hamallığa razıyız. Her türlü masrafı yaparız. Hiçbir şey istemiyoruz. Çünkü buraya bakıldığı zaman Üsküdar Belediyesi sınırları içinde bir alan, vatandaş bilmiyor ki Üsküdar Belediyesi’yle hiç alakası yok. Gene vicdanım el vermedi geçen bir tören için gittiğimde yol asfalt ama çukur. Araçların gitmesine imkan yok. Hemen dedik ki biz bunun icabına bakalım. Vatandaş bunu bilmez yamaya ihtiyaç olan yerleri tamir ettik. Kurulla görüşmelerimiz devam ediyor. Şehrin tarihi dokusuna uygun bu mekanı hep birlikte kurtaralım. Çizilmiş çalışmalar varsa ben beklerim hep beraber oturalım, üçlü beşli gruplar halinde bizim fikrimiz budur biz bu tarzda düşünüyoruz diye. Kendimizi övmek adına anlaşılmasın lütfen ama, Marmaray Projesi gerçekleşiyor baktık ki Üsküdar’ı derinden ilgilendiren bir olay, ama DDY‘sı başka bir havada, Büyükşehir başka bir havada, İSKİ‘si başka bir havada Üsküdar Belediyesi başka bir havada her türlü kurum başka bir havada, bütün birimleri topladım ben bu Üsküdar’ı derinden ilgilendiren bir hadise bittiği zaman şunu da yapmamız lazımdı düşünemedik denmesin diye, sonuçta hepsi dedi ki teşekkür ediyoruz biz şimdiye kadar böyle bir toplantı yapmadık. Devletin bütün birimleri bir araya gelmiş bir meseleyi konuşuyor. Evet burada da bir araya gelelim, biz kuruldan arkadaşlarımızı da toparlarız, Büyükşehir Belediyesi, üniversitelerden de arkadaşlarımızı toparlarız. Netice ve sonuç Üsküdür için olsun her şey sizler için olsun kendim için bir şey istemiyorum, teşekkür ediyorum.

Son Haberler
Koruma Kurulu ağaç kesimine izin verdi.
Validebağ korusu tarihi ve biz
LEYLEKLER
Validebağ Havzası Neresi?
Validebağ Korusu
Validebağ korusunda kim ne yapmak istedi
Tüm Haberler >>


Web atolyesi